Büyülü Ay

Bir şairin her şiirini sever misiniz, bilemem ama sanki onlarca yüzlerce şiiri arasında sizi şak diye yakalayan bir şiirinin tümü ya da birkaç dizesi en olmadık zamanınızda bir yerinizden yakalar, siz yaşadıkça sürmene bıçağının yürek başınızda açtığı derin, silinmez bir iz gibi, durmadan zonklayan bir yaranın kendini hatırlatması gibi hatırlatır durur dizelerini. Önce, o sizi sarıp sarmalayan dizelerdeki aromanın farkında bile değilsinizdir,  sizin için sadece bir şiirdir, önce okuduğunuz bir şiirden sonra gelen, duygulandığınız, hüzünlendiğiniz, öfkelendiğiniz bir şiirdir sadece.Dilinize pelesenk etmediğiniz, olur olmaz yerde mırıldanmadığınız, özel bir çağrışımı da olmayan sadece bir şiirdir. Şiir hayatı mı yakalar, hayat şiiri mi… Devamı

Tabiat Bilgisi

“Benim oğlum büyük asker mektebinde okuyacak, şöyle pırıl pırıl üniformaları ile çivi gibi, bastığı yerleri titreten bir başçavuş olacak” demişti dedem. “Kara başçavuş diyecekler, onu gören herkes korkusundan gizlenecek yer arayacak”. Hükmetmek, dedeme tanrı vergisiydi, hükmetmek için yaratılmıştı. Onun torunu bu mirasını devralacak “ kara başçavuş” olarak hükmedenler sınıfına katılacaktı. Bu gün dedemi tebessümle anarım. Avuç içi kadar köyde gümüş kamçısıyla topuklu çizmesinin gücüyle hükümdarlık düşü kuran dedem, acaba “hükmediyorum” derken hükmedildiğinin farkında mıydı? . Babamla arası iyi değildi, konu komşuyu sık sık tembih eder, “ benim kara başçavuşumu okutsun” dermiş. Ama önce dinimizi öğrenecektim, bütün duaları ezbere öğrenip, elif… Devamı

Issız bozkırın alacakaranlığında kocaman görünen yıldızların altında ayın ışıkları gözkapağında oynaşıyordu. Hayatın anlamı, mutluluk yaz gecelerinin serinliğinde bütün kaygılardan uzak, endişelerden azade olmaksa, bu tam da kendini tarif eden bir andı, hiç bitmeyecek olan ve hiç bitmesini istemediği… Başını gökyüzüne çevirdi.  Ay çıplaktı, yıldızlar çıplaktı. Ovanın sık, yeşil dallı selvilerinin, dikenli böğürtlen çalılarının arasından birer birer fırlayıp çıkan, göz açıp kapayıncaya kadar firari kaçaklar gibi sayısız sürüler oluşturan, bozkırın gri toprağını aydınlatıp hemen gökyüzü anasının kucağına kaçan ateş böcekleri çıplaktı.Başının üstündeki gökyüzü, ayağını bastığı toprak, çalılıkları yurt yuva tutmuş börtü böcek, sığ derelerde varaklayan kurbağalar, yelelerini rüzgâra verip rüzgârla yarışan… Devamı

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-39

– DEMOKRASİDEN FAŞİZME- Bu yazı dizisi 38. bölümde bitirilmek üzere planlanmıştı. Ancak, yazının bütününde hep bir “ eksiklik duygusu” nun rahatsızlığı bir türlü yakamı bırakmadı. Yazıda eksik olan ulusal kapitalizm döneminde devletin rol ve fonksiyonu ile küresel kapitalizm döneminde devletin rol ve fonksiyon farklılığının da altı çizilmeliydi. Bu bölümde bu konu irdelenecektir ve bunu başardığım oranda bir kendimi bu rahatsızlıktan kurulmuş sayacağım. Kapitalizmin iç dinamiği ile geliştiği merkez kapitalist ülkelerde devleti oluşturan, organize eden rol ve fonksiyonunu belirleyen burjuvazidir. Bağımlı ülkelerdeki durumun böyle olmadığı gözlenmektedir. Bağımlı ülkelerde devleti oluşturup organize eden, rol ve fonksiyonunu belirleyen burjuvazi değildir, tersine bu ülkelerde… Devamı

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-38

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-  Küresel kapitalizmin belirleyici olmaya başladığı 20.yüzyılı son çeyreğinden bu güne kadar olan en kaba ve gözle görülür olanı burjuva demokratik hak ve özgürlükler için işçi sınıfının ve toplumun diğer yönetilen kesimlerinin sahip olduğu ekonomik ve demokratik hakların adım adım geri alınarak, bu hakların korunmasına yönelik tepkilerin “ güvenlik önlemi” adı altında bastırılması, yasaklanması, cezalandırılmasıyla burjuva demokratik hakların ortadan kaldırılmasıdır. Bundan en çok zarar gören toplumsal kesimin ise emeği ile geçinen halk kesimleri olduğu tartışmasızdır. Yönetici sınıfın/burjuvazinin “siyasal zor” a başvurmasının nedeni,   kendini yeniden üretebilir, yeniden burjuva meşruiyeti içinde yönetebilir olanaklarının ortadan kalkmasıdır. Bir başka deyişle yoğunlaşan sömürünün devamı… Devamı

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-37

 -DEMOKRASİDEN FAŞİZME-  Küresel kapitalizmin bütün yerkürede egemenliğini tesis ettiği 21. Yüzyılda devrim ve örgütlenme stratejisi ulusal kökenli tekelci burjuvazinin parçalı hegemonyaya sahip olduğu 20. Yüz yıl örgütlenme ve mücadele stratejisiyle bire bir örtüşmez. Kapitalizmin işleyişindeki değişiklikler ve ortaya çıkardığı ilişki ve çelişkiler devrim ve örgütlenme anlayışına olduğu gibi yansır. Dünün göze görünmeyen, ortaya çıkmayan olguları bu gün gerçeklik olarak toplumsal ilişkilerin ortasına gelir oturur ya devrimci hareket saflarında ya da karşı devrim saflarında değişikliklere neden olur, paradigmalar değişir. Yönetici burjuvazi cephesinde meydana gelen artmalar ya da eksilmeler, çelişki ve ilişkilerde meydana gelen değişim, aynılıklar ve farklılıklar devrimci hareketi ilgilendirir, ittifaklar… Devamı

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-36

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME- 21. yüzyıl kapitalizmi/küresel kapitalizm/ gerek kendi çağından önceki 20. Yüz yıl tekelci kapitalizmindin gerekse doğurduğu ilişki ve çelişkiler açısından önceki dönem kapitalizminden farklılıklar gösterir. Bu farklılığın toplumsal yaşamda kavranması öncelikle sınıf mücadelesinin yöneliminin, araç ve gereçlerinin, örgütlenme ve mücadele biçiminin, sınıflar ittifakının farklılaştığının da kavranmasızorunluluğunu beraberinde getirir. Her dönem kendine has koşullar içinde değerlendirilir ve dönemin özelliklerine uygun mücadele biçimlerinin ve örgütlenme tarzının da dönemin koşullarına uygun inşasını zorunlu kılar, devrimci hareketin başarısının temel koşulu da buna bağlıdır. Neden-sonuç ilişkileri bağlamında tek tek ülkelerde gerçekleştirilen Rus ve Küba devriminin genel değerlendirmesi özetle; 1-Devrimci öğreti, devrim için öncelikle nesnel… Devamı

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-35

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME-  Bu başlıktaki yazılarımızın önceki bölümlerinde ulusal egemenlikçi tekelci kapitalizmin, kapitalizmin gelişim yasaları gereği küreselleştiğini, 20.yüz yılın son çeyreğine kadar az çok parçalı görünümünü koruyan kapitalizmin 21. Yüzyıl başlarında küreselleşerek yer küre ölçeğinde homojenleştiğini vurgulamıştık. Bir başka deyişle küreselleşme tek tek kapitalist ülkeler adıyla anılan ve parçalı bir görünüm oluşturan –Alman tekelci emperyalist kapitalizmi, ABD emperyalist kapitalizmi, İngiliz emperyalist kapitalizmi gibi- ulusal kökenli tekelci kapitalizmi 21. Yüzyıldan itibaren küresel kapitalizm olarak homojenleşmiş, hegemonik kimliğini kabul ettirmiştir. Bugün ulusal kökenli tekelci kapitalizmin dünya pazarlarındaki payını küresel kapitalizme kaptırması karşısında kaybettiklerini yeniden kazanmak için atağa geçmiş görünüyor. Küresel kapitalizmin egemenliği ele… Devamı

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-34

-DEMOKRASİDEN FAŞİZME- Kapitalizm, kitlelerin yaşamı üzerindeki negatif yıkıcılığının sonuçlarını sistemin partileri üzerinden manipüle ederek kendini temize çıkarmada tarihsel tecrübeye sahiptir. Egemen ideolojiye göre “yönetememe” beceriksizliği iktidar partilerinindir. Yıpranan iktidar partileri kapitalizmin günah keçileridir ve kitlesel tepkiler sistemin bu partisine yönlendirilerek sistemin yedekte tuttuğu “alternatif” siyasal oluşumlar  “kurtarıcı” olarak sunulur ve bu “ alternatif” siyasal oluşumlar adım adım siyasal iktidara hazırlanır. Bu süreçte kitlelerin yıpranan iktidar partisine karşı tepkileri bilenir, gösteriler ve protestolar bu meşrebe uygun gösterilere, sokak eylemlerine dönüşür. Kitle yönlendirme araçları, yazılı ve görsel basın buna göre dizayn edilir, yönetmeye aday siyasi partiler tanrının gökyüzünden gönderdiği bir mesih, insanlığın… Devamı

Ulusal Kapitalizmden Küresel Kapitalizme-33

 -DEMOKRASİDEN FAŞİZME- 21. yüzyıl başlarında Avrupa’nın imrenilecek demokrasileri çok değil yirmi beş-otuz yıl öncesinin nostaljisi ile avunuyorlar. Balayının bittiğini, cicim aylarının geride kaldığını Avrupa halklarından sır sıklar gibi saklıyorlar. Onlara, refah, kalkınma ve özgürlük vaat ediyorlar. Başkaca hiçbir veriye gerek kalmaksızın Avrupa’nın kent ve kasaba halkları “bir şeylerin hiç de iyiye gitmediğini”, ancak neyi nasıl yapacaklarınıda bilmeden günlük pratik içinde yaşayarak öğreniyorlar. Genç ve eğitimli kesim içindeki işsizlik oranı artıyor, işçi ve memurların sosyal hakları birer birer geri alınıyor, emeklilerin alım güçleri sürekli düşüş gösteriyor. Kapitalist dünyanın, Asya’da ve orta Doğuda ilerici güçlere ve Sovyet etkinliğine karşı adeta vahşet laboratuvarında… Devamı